Herkese Merhabalar,
Az önce Mayıs ayı sonunda çıkartılan yönetmelik hakkında bir hocama aşağıdaki gibi bir e-posta gönderdim. Bunu sizlerle de paylaşmayı uygun buldum. Böylelikle karşılıklı olarak tartışabiliriz.
Şunu da söylemeyi uygun buluyorum ki 2,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde uzakyol ehliyetinin verilmesine karşıyım. Bu durumu fakülte öğrencisi olan arkadaşlara bir saygısızlık olarak nitelendiriyorum. Ancak denizcilik lisesinden gelerek toplam 6,5 yıllık emeklerinin karşılığı olarak uzakyol ehliyeti alacak arkadaşlara analarının ak sütü gibi helal olsun.
Selamlar
-------------------------
Söylediğiniz gibi STCW'ye göre uzakyol ehliyeti alabilmek için günümüzde lisans eğitimi alma şartı aranmamaktadır. Bunun en büyük sebebi özellikle batı ülkelerinde denizcilik eğitimi almak isteyen aday sayısının azlığı ve artan zabitan sınıfı gemiadamı ihtiyacıdır. Ancak ihtiyacının üzerinde zabitan sınıfı gemiadamına sahip olan ülkeler denizcilik eğitimine büyük önem vermektedir. Bunun sebebi yurtdışındaki firmalarda görev yapabilecek düzeyde gemiadamı yetiştirerek ülkelerine yüksek miktarda döviz sokma imkanı ve işsizliğe çözüm olma avantajıdır. Bu gibi ülkelerin denizcilik eğitimlerine birkaç örnek vermek gerekirse:
Hindistan: 4 yıl makine mühendisliği eğitimi + 2 yıl gemi makineleri eğitimi Toplam 6 yıl
Rusya: 5.5 yıl gemi makineleri eğitimi
Çin: 2 yıl İngilizce hazırlık + 4 yıl gemi makineleri eğitimi
Filipinler, Hırvatistan, Litvanya gibi ülkelerde de eğitim sistemleri benzerlik göstermektedir. Ancak İngiltere'ye giderseniz 2,5 yıllık kurs ile bu uzakyol ehliyetini alabiliyorsunuz. Çünkü çok sayıda ihtiyaç var ve İngiliz hükümetinin kanunlarına göre İngiliz bandralı gemilerde en az bir İngiliz Zabitan çalıştırma şartı aranmaktadır.
Ben bir İngiliz firmasının İngiliz bandralı gemisinde çalıştım ve sadece 1 tane İngiliz zabitan tanıdım. Türkiye'deki Manning Agent'in Genel Müdürü ile konuştuğumda her gemide birden fazla İngiliz vatandaşının olma ihtimalinin neredeyse bulunmadığını, çünkü gemilerde çalışacak İngiliz vatandaşı bulmanın oldukça zor olduğunu dile getirdi.
Söylenenlerin aksine bizim ülkemizde de artık zabitan açığı bulunmamaktadır. Zabitan bulamadığı için yakınan firmalar personelinin maaşını zamanında vermeyen, kumanyasını eksik gönderen, yatırdığı yataktan yaylar çıkan firmalardır. Bugün iyi diye bilinen firmalar sadece bu üç konuya dikkat ettiği için tercih edilmektedir. Buna karşın dünya standartları oldukça farklıdır. Bir Danimarka firması eğer gemi yaptırıyorsa aşağıdaki standartları kanunen sağlamak mecburiyetindedir.
1. Uluslararası standartlarda maaş
2. Gemi üzerinde çalışmakta iken kontratında kendi belirlemiş olduğu oranda maaşını çekebilme
3. Gemi üzerinde avans alabilme
4. Sınırsız ve ücretsiz internet
5. Kamaralarda televizyon
6. Belirli limitler dahilinde ücretsiz uydu üzerinden telefonla görüşme imkanı
7. Yüksek overtime ücreti
8. Kamaralarda mini buzdolabı vs.
Yukarıda saydığım imkanlar sadece birkaç örnek ve kolaylıkla arttırmak mümkün. Buna ilave olarak gemilerin inşaları hakkında da düzenlemeler vardır. Kamara genişliği ve standartları, ses yalıtımı vs.
Bizim ülkemizdeki firmalar bunları sağlıyor mu ya da sağlamak istiyor mu? Elbette hayır. Bununla birlikte gemiadamının maaşını vermeyip bankaya yatırıyor, kumanyadan çalıyor, kontrat bitimi gemiden çekmeyerek birkaç ay daha çalıştırıyorlar. Tabi bu gibi örnekleri arttırmak da son derece kolay.
Zabitan sıkıntısı çektiğini ifade eden firmaların sağladıkları şartlar bu halde iken bir de zabitan sayısının yeterli duruma getirilmesi halinde standartlar ne olur taktirinize bırakıyorum.
Gelelim yurtdışındaki kursların kalitesine... Bizde fakültelerde verilen eğitim bile ancak minimum standartları karşılıyor. Bu durumda kursları karşılaştırmak biraz ilginç olacak.
Denizde Canlı Kalma eğitimi ile başlayalım. O yurtdışında bulunan kurslarda denizde canlı kalma eğitimi denizde veriliyor. Öğrenciyi eğitiyorlar ve bir can salı içerisinde gerekli tedbirleri ve izleme olanaklarını alıp açık denize bırakıyorlar. Öğrencinin dersi geçebilmesi için almış olduğu teorik eğitimi hayata geçirebilmesi gerekmektedir. Bizde ise havuzdan çıkıp can salına bindin mi ders bitmiştir.
Yangın eğitiminde yapmış oldukları özel binaları gerçekten yakıyorlar. Öğrenci gerçekten o dumana maruz kalıyor. Bizim çıkardığımız yangın ise ya bir metrekarelik tavanın içinde oluyor ya da tutuşturduğumuz otlar rüzgar sebebi ile daha müdahale edemeden sönüyor.
Teknik eğitimlere gelince çok özel similatörler kullanıyorlar. Baktığınız zaman her şey gerçek. Separatörler, evalar vs. Fakat hepsi plastikten ve öğrenciye zarar vermeyecek şekilde dizayn edilmiş. Bizim ülkemizde bunlara benzer bir similatör bulunmuyor.
Zabitan eksiği olduğu için kurs sağlayan ülkelerin kurslarda vermiş oldukları eğitim bu şekilde. Zabitan eksiği bulunmayan ülkelerin vermiş oldukları üniversitesi eğitimleri ise açık.
Peki biz neredeyiz, işte tartışmamız gereken nokta bence bu. Şimdi gerek her sene açılan yeni fakültelerle gerekse kurslarla zabitan sayısı arttırılıyor. Artık Türk firmaları zaten olmayan standartlarını daha da aşağı çekebilirler.
Peki o zaman standartlar için hakkınızı arayın diyebilirsiniz. Bu da kısa vadede çözülecek bir problem değildir. Bunun sebebi Türk gemiadamlarının sendikalaşma problemidir. Şirketlerin kalitelerini arttıracak en önemli şart az sayıda zabitan miktarıdır. Bunu kriz öncesi ve kriz sonrası önde gelen firmalara göre değerlendirecek olursak,
Kriz öncesi:
X Firması: Yüksek kumanya kalitesi ve miktarı.
Y Firması: Yüksek maaş politikası
Z Firması: Yüksek fiziksel koşullar (Kamaralarda plazma televizyonlar, sınırsız ve ücretsiz internet)
Kriz sonrası:
Hepsinde maaş miktarı düştü. Maaşlar gününde verilmemeye başladı. Diğer sağladıkları bir takım imkanlar da kayboldu.
X Firması: Diğer firmalara göre sağladığı kumanya kalitesi ve miktarı çok sınırlandı. Kuzineler ve kumanyalıklar kilitlendi. Katlarda bulunan mini buzdolaplarının içi boşaltıldı.
Z Firması: İnterneti kesti, bozulan cihazları tamir ettirmemeye başladı
Kriz sonrası belki navlun ücretleri azaldığı için bu yönde uygulamalara gidilmiş olabilir diye düşünebilirsiniz. Yaşanan krizin küresel olması sebebi ile tüm dünyada durum aynı ancak batıda bu yönde uygulamalara gidilmedi. Sadece maaşlara gününde zam yapılmadığı gerekçesi ile birçok firmaya dava açıldı. Geri kalan imkanların sürekliliğinden bahsetmiyorum bile. Ülkemizdeki firmalar ise krizi bahane edip acısını gemiadamından çıkartmaya çalışıyorken bir yandan yeni gemi indirmesi veya satın alması epey kuşku uyandırıcı olmalı.
İşte size günümüz Türk denizciliği ve yeni yönetmeliğin bu açılardan değerlendirilmesi...